31 Ocak 2010 Pazar

Doğum günün kutlu olsun blogcuğum..


1 yıl geçmiş..iyi ki açmışım seni, yazılar yazmışım..hatırlayamayacağım zamanlar şimdi seninle hep elimin altındalar..
bol sürprizli ve bol yazılı yaşlar diliyorum sana..
seni seviyorum..

18 Ocak 2010 Pazartesi

Oscar yolu:)

Bendeniz için yılın en keyifli zamanları yavaştan başlıyor..Dün geceki Golden Globe’la ısınma turları başladı bile.. Oscar adayları için ise 2 Şubat’ı beklemek gerekecek..

Avatar’ın en iyi film ödülünü almasını Oscar’ın habercisi diye duyurmuşlar.Allah biliyor ya hiç istemiyorum almasını.. Evet Avatar görsel bir şölen, ama onun dışında klasik bir Amerikan filmi, ötesi yok..

Kahramanlık nidaları mı ararsınız, büyük aşklar nefretle başlarlar mı..ortaya karışık..Amerikan salatası..

Öyle güzel filmler yapılıyor ki; Avatar bu yılın en iyisi olmamalı..Ben sinemaya bayılırım, film denen şeyin içinde olduğu herşey beni heyecanlandırır..Utanarak söylüyorum ki; hayatımda ilk kez bir filmde uyuyakaldım...

Geçen akşam filmleri ne kadar güzelse kendisi bir o kadar çirkin DVD dükkanımıza gittik...ve bu ayın filmlerini seçtik.İçinde beni heyecanlandıran filmler var..En çok ta Bornova Bornova..
İlk seyrettiğimiz film 2007 yılı yapımı olan ve Penelope’nin arzı endam ettiği ‘The Good Night’ tı..fena değildi..

Hele bir açıklansın şu adaylar bakalım kaçını seyretmiş olacağız..geçen sene aday olan 5 filmin 4’ünü çoktan seyretmiştik dvd’cimiz sayesinde..bakalım bu sene kendi de farkında olmadan ne filmler getirmiş, biz de seyretmişiz..

Bir fikir vermesi açısından Golden Globe en iyi film adayları:
  • Avatar
  • The Hurt Locker
  • Inglourious Basterds
  • Precious: Based on the Novel Push by Sapphire
  • Up in the Air
Yine yine yine Yaşasın Sinema!!!

15 Ocak 2010 Cuma

4 Ocak 2010 Pazartesi

zor zamanlar..

sabah sabah hüzün var içimde, bu yıl sanki başladı başlayalı kötü haberler veriyor..

'Kimse bilmez ama utangacımdır' diye yazmıştı, doğumgününü kutlayan arkadaşlarına..doğrudur, eskiden sıkı sıkı sarıldığım bir dostumdu, ve daha birkaç hafta önce kahve içelim artık eski günlerin hatırına diye konuşmuştuk..Evet inanması güç olsa da içten içe utangaç ve sevgi doludur benim dolma parmaklı arkadaşım..

Şimdi oralarda ne yapar ne eder bilemiyorum..en kısa zamanda hayata geri dönmesini umuyorum..kendini hiç olmadığın kadar güçlü hisset eski dostum..

30 Aralık 2009 Çarşamba

Bugün yeni birşey daha öğrendim

Öğlen koştur koştur yılbaşı hediyesi alabilmek için Nişantaşı City’se gittim, altkata D&R’a indim,etraf oyuncak dolu ama bir tek kitap yok. Hayırdır diyip kasaya yöneldim, ve yepyeni ve tabi ki güzel yurdumun çok mantıklı bir uygulaması ile daha karşılaşıp, ha hu eee tamam o zaman diyip çıkıverdim..Kasadaki kız şöyle dedi ‘Bir alışveriş merkezinde kitap satabilen tek bir dükkana izin veriliyor.Burada Nezih kitap satışı yaptığından biz yapamıyoruz ‘dedi.

Yani özetle; bir AVM’de 28 tane kıyafet mağazası, 35 tane ayakabıcı, 23 tane yeme içme yeri gibi tüketelim tüketelim ama yanımıza bi halt kalmasın türü yerler için bir kısıt olmazken, kitap satan ikinci bir dükkana izin yok!

Türkiye’nin İstanbul’u, İstanbul’un Nişantaş’ın da da bu böyleyse vay geldi halimize..

Sevgili Nuri Bilge Ceylan’ın dediği gibi tutkuyla sevdiğimiz, yalnız ve güzel ülkemiz böyle böyle kalkınacak..Zaten toplum olarak amacımız güzel giyinelim, iyi yerlerde yiyelim içelim, başka da bir derdimiz yok..en güzeli..

Güneşli 30 Aralık


Sabah sabah bir dolu işim var ama blog takipçilerim! herşeyden önce gelir:)

Dün akşam karşılaştığım ve her yaşımda bu davranış şekline hayretle, kızgınlıkla, utançla baktığım bir tabloyla tekrar karşı karşıya kaldım.

Yer; mesai servisi..Akşam saat 8 itibariyle kalkıyor kendisi..İçindeki insancıklar yorgunluktan sesi çıkamayan, karnı acıkmış, evine ulaşabilmek dışında hayattan o an için başka istekleri olmayan tipler..

Servise girdiğinizde ağır bir yemek kokusu ve arkada tıkınan (başka adı yok bu eylemin) bir kadın..Etrafında herkes aç ve yorgunken, kapalı dar bir alanda insan nasıl tıkınır???Nasıl bir hayvansal içgüdü, nasıl bir açlık bu??Midem şamarlar beni ,ben böyle birşey yapsam..Şükrediyorum ki, anlayış sahibi ve detaylara kafası çalışacak kadar akıl sahibiyim..

Peki ya sonrasında ne oldu..Kadın yol boyunca boğazına birşey takılmış gibi öksürüp durdu..Karma mısın, ilahi adalet misin, her neysen seviyorum seni..

28 Aralık 2009 Pazartesi

Morcheeba

you and me were meant to be
walking free in harmony
one fine day we’ll fly away
don’t you know that rome wasn’t built in a day
di mi bebeğim, di mi bebeğim?