29 Kasım 2010 Pazartesi

Beni kendine güldürüyorsun

Beni cidden kendine güldürüyor, yoksa pek yüz göz olmaz halkıyla..Bayram dönüşü havaalanından Havaş’a bindik..saniyesinde mi anlarsın ben artık İstanbuldayım diye..bi stres bulutu çöküyor herkesin üzerine, hemen bir gerginlikler geliveriyor..Kardesim hepiniz yeni dönmüşşünüz bi yerlerden, ellerinizde güzelim free shop poşetleri, durun bi rehavetini çıkarın di mi..ama yokkk..İstanbul şaklatıveriyor şamarını..

Kendimi alamadım güldüm doyasıya..millet üzerindeki İstanbul etkisi beni güldürüyor..soluma döndüm, kaçmalı bu şehirden dedim, yine güldük..

24 Kasım 2010 Çarşamba

Her akşam aynı manzara

İstanbulda dolunay, trafikteki rengarenk arabalar, servisin cama yansıyan koltukları..törpüleri ömrümüzün..

13 Kasım 2010 Cumartesi

paha biçilemez..

Düşünün...gün içerisinde temel ihtiyaçlarınız dışında SADECE kendiniz için kaç tane şey yapıyorsunuz? Asıl zenginlik bu sayı arttığında var olan. Ama..hiç tanımadığınız birisi için birşey yapıyor olmak paha biçilemez..

11 Kasım 2010 Perşembe

Yine, yeni, yeniden Ankara- Eskişehir

Eski ama eskimeyen dostum çağırıp duruyordu ne zamandır, ben gelemiyorum sen gel diyordu, tamam  dedim, gelicem 29 Ekim’de..Tren sevdasıyla bilet bakmaya başladık fakat 20 gün öncesinden bütün tren biletleri tükenmişti. Otobüse kaldık biz de..

Haksızlık etmek istemem ama eski dostun hali başka..halden, bakıştan anlıyor..kocası ve kendisi gördüğüm en uyumlu, en şahsına münhasır tipler..yine beraber çok güldük, çok eğlendik, Ankara’nın hemen hemen her yerini turladık. Anıtkabir, 7. Cadde, Yüksel Caddesi, Kızılay, Tunalı Hilmi..Seviyorum Ankara’yı, -haysiyetli- sizi satmayacak arkadaş havası vardır kendisinde, en çok ta havasını severim, kuru ve kişilikli..Yahya Kemal'e katılamayacağım, İstanbul'un varoşluğundan eser yok Ankara'da..


Son günümüz olan güneşli Pazar sabahında dostlara el sallayıp, yola çıktık Eskişehir’e hızlı trenle..yurtdışındaki şehirlerarası trenlerle karşılaştırdığınızda çok temiz ve çok konforlu..Pencereden güneş yüzümü yakarken, ilk kez gördüğüm gökyüzüne bakmak beni benden aldı, indik Eskişehir’e..İlk iş Türkiye’nin ilk otomobili Devrim’i sorduk..

Tesadüf o ki hemen istasyonun yanında Tülomsaş fabrikası..Yürüme mesafesi..Devrim’i cam bir kutunun içine koymuşlar, zamanına göre cidden güzel bir araba ve hala çalışıyormuş..Benzin koymayı unutmalarından dolayı çalışmıyor damgası yese de hala capcanlıymış Devrim. Aslında bu arabadan 4 adet yapmışlar, 1’i siyah 3’ü beyaz, diğerleri hurdaya çıkıp kaybolmuş..Fabrikaya girdiğinizde size bir görevli eşlik ediyor ve Devrim’in hikayesini güzel güzel anlatıyor..


Sonrasında en sevdiğimiz şey olan ne tarafa gittiğimizi bilemeden yürümeye başladık..Kendimizi nehir kenarında bulduk, Eskişehir’in çalışkan belediye başkanı sayesinde çok gelişip güzelleştiğini duymuştuk biz de..Nehir boyunca yürüdükten ve ara sokaklardan geçtikten sonra güzel bir caminin yer aldığı ve ortasında fotoğraftaki güvercinli heykelin olduğu küçük bir meydana çıktık..Oradaki bankta yarım saat kadar oturup kemiklerimizi ısıttık..

Nefis bozalar
İlk kez gidilen yerlerde “ne yemeli” de önemli bir soru..Meşhur çiğ börek peşinde koşarken Şişman küçük ama eski olduğu belli bir bozacı farketti ve girdik içeri..Benim aram bozayla iyi olmasa da çok koyu ve cidden güzel olduğu belli bozaları Şişman mideye indirdi. Şişmanın daha önceden duyduğu Papağan’ın önünde bulduk kendimizi. İçerisi tıklım tıklım, dışarıda zar zor yer bulup afiyetle yedik çiğ börekleri..
Sonrası gondol sefası..Eskişehir’de Amstredam-Venedik havası var, renkli köprüler, gondollar, nehir kenarı insanları, küçük meydanları... Gondolda keyif yaptıktan sonra nehir kenarında büyük bir parka oturup, çekirdek çıtlayıp, çay içtik. Yine nehir boyu aylak aylak yürürken, daha önce TV’de gördüğümüz Varuna Gezgin Cafe’ye rastladık.

İstanbulda güzel dediğimiz havalı kafeleri aratmıyor. Geziler düzenleyip dünyayı geziyorlarmış hatta ben de gezmek istiyorum diye gittiğinizde -ama sadece Asya’ya- para bile koyuyorlarmış cebinize Ne kadar doğru bilemiyorum..ama hoş bir yerdi..Fotoğrafta gördüğünüz fotoğraftaki gibi de her masaya bir ülke bayrağı koyuyorlar, masa numarası gibi birşey..
biz Yunanistandık..http://www.varunagezgin.com/

Güvercinli meydan

Aslında Eskişehir’de yapılacak çok şey var..bizimki 6 saate sığanlar..Odunpazarı diye eski evlerin olduğu bir yeri varmış mesela, sonra Türk Hava Kurumu’nun bedava uçuş eğitimleri verdiği, paraşütle atlayabileceğiniz, yamaç paraşütü yapabileceğiniz eğitim tesisi, Midas ve antik kalıntıları..

Bir dahakine trenle yapacağız Ankara – Eskişehir yolculuğunu..29 Ekim güneşli ve sıcacık geçti..İyi geldi..