19 Şubat 2010 Cuma

happy birthday Benicio

Beniciocuğum iyi ki doğmuşun bebişim, yeni yaşında sağlık, mutluluk ve Kurt Adam tarzı filmlerde oynamamanı diliyorum..
Bugün Cuma ve İstanbul sıcacık:)
Dün Crazy Heart'a iki biletimiz vardı, özellikle şişman için almıştım, il dışına çıkması gerektiğinden, ne pilatese gittim ne filme, biletlerde yandı gitti:(
buradan itiraf ediyorum, şişman olmayınca canım hiçbirşey yapmak istemiyor..neyse ki hemen dönüverdi:)
Benicio'nun da kova olduğunda ısrarcıyım, öyle bir adam balık olamaz, olmamalı!

17 Şubat 2010 Çarşamba

Neyseki müzik diye, Massive Attack diye birşey var


Neden ben duymak istemediğim sesleri duymak, görmek istemediğim yüzleri görmek zorundayım, zaten küçücük olan hayat çerçevemi duymayayım diye kulaklıkların arkasına, görmeyeyim diye bilgisayar ekranlarına hapsetmeye kimin ne hakkı var? Bu soru işaretinin de açılımı yapılsın bu gelişmemiş ülkede...

Günler günleri kovaladı..

Minik ikizler bile 2 yaşlarını doldurdu, zaman hızlı geciyor..herzamanki serzenişlerim, zaman, ben, hızlı, nerdeyim, ben kimim:) bunlara girmeden birşeyler karalamak istiyorum...

ne zamandır yazmamışım, karlar yağdı, eridi, çamur oldu, adalara gittik, balık yiyip, fotoğraf çektik..annemi özledim, şişmanı sinirlendirdim, nutella alıp, dibine kadar kaşıklayıp pişman oldum..

kayda değer iyi şeyler de oldu..ofisteki yerim değişti, statüsel bir değişiklik sanılmasın sadece fiziki olarak güneş göriyim diye beni pencere kenarına aldılar..tabi pencere kenarı diyip küçümsemiyim boğaz manzaralı yeni yerim:) değişimin her türlüsü şahane, hep diyorum, değiştirin değiştirebildiğiniz kadar..düşünün; ofis, iş, bir sürü sıkıcı şeyin içerisinde yapılan ufak bir değişiklik bile insana ilaç gibi geliyor..

diğeri ve herkesin şaşırdığı şey ise pilatese devam ediyor olmam, kaçırdığım derslerin yedeklerine falan gidiyorum, ben bile kendime şaşıyorum..aslında başladım başlayalı kilo aldım ama pilates benim için forma girmekmiş yok kilo vermekmiş değil..kendim için, sadece benim için birşey yapıyor olmak bana çok iyi hissettiriyor..1 saatlik egzersizden sonra (ki bu akşam saat 9 civarları oluyor) yeni uyanmış ve sıkı bir kahvaltı yapmış gibi hissediyorum..

veee tatil planları yapasım var..şişmanla elele verip nerelere gitsek bu sene? Araştırmalara başlamalıyım..

not: bak buraya da yazıyorum, adalarla ilgili de en kısa zamanda yazıcam..

8 Şubat 2010 Pazartesi

Başka


Başka birşeyler,
Başka yerler...
Başka dediğimiz şey nedir?

Başka türlü birşeyler istemenin altında neler yatar?
Ben de başka türlü şeyler istiyorum, başka memleketler, başka gökyüzü, başka deniz..
İnsanların birbirini anlamak veya anlamamak için bu kadar zorlanmadığı yerler..var mı?


7 Şubat 2010 Pazar

bir ihtimal daha var..


o da ölmek mi dersinnnn, söyle canım ne dersinnn...

IF İstanbul başlıyor..Crazy heart'a biletlerimiz hazır fakat An Education için yetişemedik..üzülsem mi sevinsem mi bilemedim ama sinemaseverlerle aynı şehirde yaşıyor olduğunu bir an olsun hissetmek hoşuma da gitmedi değil doğrusu..

Müzeyyen Senar dinleyesim geldi, niye acaba?

2 Şubat 2010 Salı

Nice yıllara sevgilim..


seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.
nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
böylece yaşamalıyız işte.
sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.
yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
saçlara düşünce aklar, ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
eve gelip benden kahve istemelisin.
çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
ben, "bey" demeliyim sana, sen de "hanım".
öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
tebessümler açtırmalı yüzünde.
birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde...

CAN YÜCEL