29 Mart 2020 Pazar

Ne oluyor?

Öyle birşey ki tanımıyorsun, bilmiyorsun. Ne oluyor cidden?
Biz yuvarlanmaya alışık, koşman lazım deyince koşan nesiliz. Tamam ama bu da ne?


Bu kadarı da fazla değil mi? Ya da henüz fazlayı görmedik mi, daha fazlası mı var?


Bütün soruların cevabı bilinmezlik.


Sürrealizmi seviyorum, itiraf ediyorum bu tip birşeyin, bu zamanların içinde olmak bir taraftan da haz vermiyor değil, evet ben bunun içindeyim ve çok garip diyorsun. Ama sonra back to the reality, cidden ne oluyor diyorsun? Cevap yok.


Bilmiyorum cevapları, kimse bilmiyor.
Sona mı yaklaşıyoruz ya da yooo geçici mi bu...



Oğluma büyüyünce ne olmak istiyorsun diye soruyorum, sorduktan sonra aklımdan geçenler...Geçemeyenler...

5 Temmuz 2019 Cuma

Tadı aynı mı?



Değil diyemedim.

Dün akşam bak ben bu çizgi film yapıldığında 1 yaşındaymışım dedim..Şaşırdı.
Sonra ona bir kase çocukluğumun arzu nesnesi olan küçük bayramlık ülker çikolatalarından getirdim. Sevindi. Annem ilk defa ne bol çikolata veriyor bana demiştir içinden.

Bak dedim bunlar da benim çocukken en sevdiğim çikolatalar..

"Tadı aynı mı?" dedi.

"Aynı evet." diyebildim..

Ama değil cicim. Çocukluk ve tatları hiçbirşey ile aynı değil. Akacak bir su gibi (ve illa bir gün akıp gidecek olan) avucunda tutabildiğin kadar tut diyemedim.

Ama sonra, değil belki ama, sen varsın, varsınız. Her tat acısı, tatlısı, ekşisi ile yeni..belki bu da en az sevdiğim tatlar kadar güzel...

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Bir martıyı ağlattın sen..

2000 yılı tam da bir güneş tutulması dönemindeyken tanışmış olabiliriz, giriş katındaki güneş gören odanın duvarında yazılıydı bu sözler, "bir martıyı ağlattın sen, bir çocuk garanti intihar eder artık."

ve bu tanışıklıktan 19 yıl sonra elveda demişsin.

şair olmak, ne kudretli bir şey olsa gerek. söz söylemek, herkes gibi değil ama, hiç denmediği gibi söyleyebilmek.

her gün herkesin bir taraflarda zilyon kez söylediği şeyleri söyleyip iletişiyoruz, öyle sanıyoruz.
ama şairlik öyle mi...ahhh dedirtiyor..

hoşçakal şair, asla ölmeyeceksin. sen benden iyi biliyorsundur gerçi, kara kutumu bulmayacaklar dediğinde, aslında hep bizimle olacağını.

25 Haziran 2018 Pazartesi

Are you KIDDING me?


Jim & Andy'de neyi fark ettiğini fark edebiliyorsanız büyük mutlu oluyorsunuz.
Hedefler, o olmasın bu olsunlar nasıl da yiyor hayatımızdan, dakikalarımızdan.. Birşey istemek tamam ama onu isteyedurmak o kadar uzun zaman alıyor ki bizim için, uzun uzun istiyoruz...
Sonra hoppp 10 yıl geçmiş, nasıl oldu ya oluyoruz.. Zaman büyük katil biliyorsunuz, en serisinden.

Jim Carrey son yıllarda yaşadığı derin acıların etkisiyle mi bilinmez "farkına vardım" diyor, "hiçbirimiz gerçek değiliz", -miş gibiyiz, öyle olmaya çalışıyoruz. Büyük bir sahnedesin sanki, inanın dağ başında yalnızken de öylesin, birilerine değil çoğu zaman.. kendimizle tanışamadığımızdan bir türlü. Anlatması inanın kolay değil ama izleyin, birkaç ışık yanıp söner belki..

Bu aydınlanmayı takiben TV serisi yapması heyecanlandırdı ne yalan söyleyeyim.."Kidding" Bekliyoruz..

1 Kasım 2017 Çarşamba

Bir defterde yazılıydı..

Bir gün çok  bunalırsan
Denizin dibinde yosunlara takılmış gibi
Soluksuz
Sakın unutma
Gökyüzüne bakmayı
Gökyüzü senindir
Gökyüzü herkesindir...

NHR

31 Ekim 2017 Salı

Gülümse..

Yalnız ne albüm ne albüm.. dinledikçe hatırlıyor, hatırladıkça o anda oluyorsunuz sanki.
Ben sana tutsak sen bana yasak.. Unutuldum unutuldum kurutulmuş güller gibi...Güllerim soldu kaldırımlarda.. Burçin'in odasında teybe koyduğumuz kasetle kopardık o zamanlar:) Ama ne kopmak, damardan seviyoruz, öyle zannediyoruz:) Tertemiz şeylerin zihninizden bir ışık buketi gibi doğması.. Keşke birkaç günlüğüne dönsek, dönebilsek dediğimiz zamanlar.. Çocuklarıma belki de tek tavsiyem bu olacak, çocukluğunuzun, gençliğinizin kıymetini bilin, hep hatırlayın, hep... Onu bir güvercini tutar gibi tutun, elbet uçacağını bilerek..

16 Ekim 2017 Pazartesi

Geldim.



Ahhh merhaba!!

Köprünün altından çok sular aktı ve işte yine buradayım. Çok seviyorum burada, harflerin kelimelerin arasında olmayı, özledim ama sıkı uğraşlarım vardı, demek gün bugünmüş.

Görüşmeyeli ikinci bebeğim dünyaya geldi, adı gibi Güneş, bir küçük insan evimize doğdu..
Güzel Kaan'ım kendisi 6 dese de 5 yaşını henüz doldurdu sayılır..

İyi anne, iyi eş olmak için koşturmanın yerine kendi mutluluğumun peşinde koşarsam diğerlerinin arkadan geleceğini keşfimle geçti diyelim bu uzun ayrılık süresi..

Her şey yolunda, şükür, çok şükür..
İstanbul sonbaharında, sevdiklerim sağlıklı ve yanımda, yanımda olmayanlar telefonun ucunda. İki güzel, meraklı erkek çocuğu büyütmeye çalışıyorum sevgilimle ve en önemlisi çok iyi hissediyorum..
Sevgiler (kalp)

P.S. Daha sık görüşeceğiz, kimseye değil kendime söz!