12 Haziran 2011 Pazar

Pazar günü, günün ortası


31'imden gün alırken artık..evimde, kendi kanepemde..düşündüm de şöyle bir, neresinde olduğunu bilmediğim hayatımdan Pazar'lar seyretmek isterdim bugün..5'er dakikalık kısa filmlerden oluşan bir kolaj..hiç fena olmazdı..Kahvemi alır tek başıma uzanırdım..
6 yaşımda sokaktan eve gelmek istemeyen, 16 yaşımda ilk aşkın karın ağrısını çeken, 25 yaşımda şaşkın, hayatın nasıl seyredeceğine dair fikri olmayan, 30'unda evinde günün suyunu çıkaran..
Birinde olan birinde olamıyor.."eve gel" diye tutturan annem pencereden bağırmıyor bugün, kazanmam gereken bir üniversite sınavım, bitirmem gereken bir üniversite yok bugün..biliyorum bugün olan yarın olmayacak..bu da işin cilvesi, yemeğin içindeki fesleğen tadı, bazen acı biberi..
Bu Pazar gününden memnunum..iyi kötü yazı yazıyorum, çay demleyip kocamla karşılıklı içiyorum..ve yarın nasıl, diğer Pazarlar nasıl olacak bilemiyorum...
İyi Pazar'lar olsun, güzel hatıralar..

10 Haziran 2011 Cuma

Yeni tanıştık belki de..


Cuma akşamı Paris'te bir kafede şarapları yudumlamak vardı ya neyse..ben en iyisi tadımlık Kaş'ı anlatıyım..
öncelikle bu aralar hayatımın temposundan hiç memnun olmadığımı belirtir, artık klima almanın kaçınılmaz olduğu gerçeğini kabul ederek sözlerime başlamak isterim..
1 gün idari izinle şenlendik, soluğu Antalya'da aldık..bu olalı 2 hafta oldu ama ancak yazabiliyorum, zira döndüğümden beri tazı gibi koşturup hizmette sınır tanımıyorum..

İlk gün Olympos, heyecan dorukta, yılın ilk denizine girilecek..Yürürken başımıza tak tak birşeyler düşüyor..Fotoğrafta gördüğünüz dolu taneleri bize hoşgeldiniz diyor..pek hoşbulmadık diyecek oluyoruz ama bu bile eğlenceli, şaşkın şaşkın deniz kenarına gidiyoruz..bir süre yağan doluların dinmesini bekliyoruz.. Olympos'un enine boyuna kumsalı ile kara parçasına sıkışmış iki şaşkın, üşüyen tatilci olarak çok fazla sabredemiyoruz. Haydeeeee diyip denize koşuyoruz, yüzüyoruz yüzüyoruz..yüzler gülüveriyor..

Birçok yere olduğu gibi Olympos'a da ilk gidişim..dağların arasından ulaştığımız bu cennet parçasını oldukça pis ve bakımsız buldum..maalesef..Allah'ın bonkör eserlerinden biri daha insan elinde işkenceye maruz kalıyor..çamurlu bakımsız yolları, yol kenarı çöpleri yazık dedirtiyor.
Sabah erkenden Olympos'a bye bye diyip...
Kumlucada domates Demrede portakal sloganları ile bir koşu Noel babamızın evini de Demre'de hacı olacak Rus vatandaşlarla gezdikten sonra..Noel amca da işini bilen bir tontonmuş diyip, yola vurduk tekrar kendimizi..
ama sıradaki güzelimiz ne yalan söyliyim Olympos'u unutturdu..Kaş...
Olympos kendine has güzel dağınık bir gençse, Kaş 30'larında sanatsever bir ahududu..
Kaş yaşanır bir kara parçası.."yaşanır" kelimesinin hakkını veriyor..arkadaş tavsiyesinin rehberlik ettiği Kaş ajandamızı üşenmeyip sizinle de paylaşıyorum.
  • http://www.hotelperse.com.tr/ kalınır
  • Bahçe balıkta ahtapot yenir
  • Mavi bar'da biralar içilir
  • Gallery Anatolia'dan el boyaması birşeyler hatıralık alınır
  • Çarşıda gezinilir
  • Çekirdek çıtlanır
  • Kedi nüfusuna şaşırılır
  • Kaputaş'a bir koşu gidip gelinir, burası tek bir maddede geçilecek bir yer değil, vahşi bir güzel, yok böyle kum, yok böyle deniz rengi
  • Bir daha ne zaman geliriz hayalleri kurulur
  • Ah burada bir evimiz olaydı denilir
  • Kaş havası içe çekilir
ve o tatilin manzaraları..
Bir de otel odamızda asılı duran resimlerin sahibi Henri Matisse ile tanıştık..kısa tatilin karı diyip, arkamıza baka baka - kös kös döndük ..

DOLUCUKLAR - OLYMPOS

MATISSE

GALLERY ANATOLIA


12 Mayıs 2011 Perşembe

aşağılık kompleksi

Bir yanlış bulmayagörelim altın bulmuş gibi sevinip parlatabildiğimiz kadar parlatıyoruz. Herşeyin en iyisini en doğrusunu biz biliyoruz ya ondan..anamızın karnından bisküvilerle, marshmallow'larla, yulaf ezmeleriyle doğduğumuz için küçümsüyoruz tabi..kimsin lan sen, köydeki dayın bisküviye bisküvi diyor da püskivit diyenle dalga geçtiğini sanıp beni de burda taraf durumuna düşürüyorsun!

sende ışık görüyorum Emma..

11 Mayıs 2011 Çarşamba

aynaya burun dayamak geyiği

2 hafta bir iş için uğraştım, sonra bir Cuma akşamı saat 8'de yaptığım herşeyin yanlış olduğunu farkettim..bu saniyeden itibaren nerde yanlış yaptığımı bulmaya çalıştım..bulamadım..akşam 10 oldu..herşeyi ilk kez gören biri bir baktı ve bana neden yanlış yaptığımı söyleyiverdi..bu hikayeden ne çıkarmak lazım? bazen olayların, hayatın, bir topluluğun, bir ailenin..artık neyin içindeyseniz..göremiyorsunuz..o kadar yakınsınız ki farkedemiyorsunuz..çokkk uzaktan bakan biri şıp demeye söyleyiveriyor sizdeki sorunu..oluyor böyle şeyler..hem yakın hem uzak olabilmek..büyük kabiliyet, güzel marifet..uzaktan türkü çığırması kolay tabi..

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Günün kahvesi..

Günün kahvesi, seni niye seviyorum biliyor musun? %100 benim olan tek şeysin de ondan:) Herkes, herşey biraz da kendinin ama sen sadece benimsin..çözünürlüğü düşük fotoların buzlu görüntüsü, sevdim gitti!