![]() |
| Sam Rockwell |
1 Ocak 2011 Cumartesi
01012011
Çocukken 2010 ne biçim bilinirdi? Vay be..herşey teknoloji sayesinde pek bir tıkırında olacaktı, uçup kaçabilecek, zırt diye Jamaika’ya ışınlanabilecektik..öyle olmadı tabi..ki dahası kıçından anladığımız sosyal paylaşımlarımızla cahilliğimiz tavan yaptı..saygısızlığımız, bencilliğimiz katlanarak arttı..bu yıl daha bi duyarsız olup, benden ötesi tufancılık akımında zirveleri kimselere bırakmadık..
Önce bir zehrimi atıyım da sonra bahsediyim, sıcak güneşten, yeni yerlerin sihrinden, elini tuttuğum sıcak avuçiçlerinden.. eskiden beri hayal etmeyi beceremedim ve hayattan ne beklediğimi ben bile bilemedim..bana bir tatlı huzur yeter o anda, ötesini düşünecek aklım kalmaz..güzel keşiflerim var, tavsiye edebileceğim..yazı yazmak, üşengeç olmamak, yenilik sevmek, eski kıymeti bilmek, hakedene sınırsız, haketmeyene verecek zerre dakikanın olmaması..liste uzar gider..yaş aldıkça, yıllar akıp gittikçe, akıl sonradan geliyor..hiç gelmemesinden, geç gelmesi iyidir.
2010’u, koca yılı da bir nefes de birşeycikler anlamadan bitirdik.. geçmiş olsun..Şakacı ve sürpriz sever olduğunu tahmin ettiğim 2011 sinsi sinsi gülerek gelsin, kahkahalarla bye bye densin..
27 Aralık 2010 Pazartesi
Çocukluk
Fazla 80'ler, fazlaca çocukluk var bu fotoğrafta..Kuzenimin odasına gizlice sızıp Cahit Sıtkı'nın kitabını okurdum suç işler gibi..an bu an, parçalar birleşiveriyor ve 30'umda Cahit Sıtkı'nın "Çocukluk"u ile tanışıyoruz. Çocukluk'a şiir yazan şair..ne güzel..Affan dedeye ben de birikmişimden versem..
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
26 Aralık 2010 Pazar
İki arada bir derede Aralık’ta Bodrum
Ucuz bilet ayarlayıp Cuma akşamı biniyorsun, Pazar akşamı dönüyorsun ve sana 2 gün 1 hafta gibi geliyor, bunu 3 ayda bir yapıyorsun bişeyciğin kalmıyor..Bu arada aşağıdaki to do list’i de bitirmeden dönmüyorsun, hadi bakalım ense traşını görelim..
2- Memedof’ta balık – meze (hesap biraz tuzluca ama kırkyılda bi geldik, battı balık yan giderciler için)
3- Gümüşlük iskelesine oturup öylece bakakalmak
4- Hergün biryerde açılan semt pazarında gezinmek (Cumartesi Turgutreis’in ki, diğer günleri de sorarak öğrenmek lazım)
5- Bodrum kalesini gezmek
6- Marina civarında (Bodrum merkez ya da Turgutreis) çay – kahve keyfi
7- Bodrum merkezin ara sokaklarında bilinçsizce yürüyerek denize ulaşmaya çalışmak
8- Bodrum’un güzel gökyüzünü fotoğraflamak9- La Sosta Marina’da dondurma
Bu tavsiyeler Bodrum merkez – Gümüşlük ve Turgutreis için geçerli, kimbilir nerelerinde daha ne yapılacaklar var..
Bodrum’da ulaşım gayet kolay, havaalanında iniyorsunuz, Havaş’a biniyorsunuz, Bodrum otogarda inip, gideceğiniz yerin dolmuşuna biniveriyorsunuz..
Aslında konu şu ki;
Gezip görmenin yiyip içmenin yanında çemberinizden birkaç günlüğüne çıkmak neresi olursa olsun çok iyi geliyor. Bir süre sonra haftasonlarınız da otomatik portakal kıvamına geldiğinden, yeşile maviye bakıp şarj olmak, sakin ve sessiz sokaklarda bilinçsizce gezmek TV başında 5 saat oturmaktan daha çok dinlendiriyor.
Fotolar bizim çekimlerimizdir, saygılar..
| Gümüşlük iskele |
| Bodrum iskeleden.. |
| Beyaz ve mavi..Bodrum renkleri.. |
23 Aralık 2010 Perşembe
Casey Joaquin elele, hep beraber tribüne
Filmimizin adı “ i’m still here”..real or not real, işte bütün mesele burda..gerçek bir proje, süper bir kurgu..Casey’nin ilk yönetmenliğine de bu yakışırdı..fazla anlatmıyım işin sihri kaçmasın..bulun, izleyin.
P.S: Meğer bizim Joaquin, River’ın kardeşiymiş..bu da beni şaşırtan başka bir ayrıntı..
8 Aralık 2010 Çarşamba
2 Aralık 2010 Perşembe
John Fante
Elimden düşüremedim…ve ertesi gün “dün izlediğim film neydi? Ne seyrettim ben?” diye geçirirken aklımdan, o olduğunu hatırladım..o bir kitaptı ama film etkisi yaratmıştı..yani o kadar anlatılanlar şekillenebiliyordu..su gibi akıyor, etkiliyordu..
Bukowski’nin önsözüyle tanışmış olsak ta, John Fante ismi kaldı sadece aklımda.
“Ask the dust” Toza zor..Arturo Bandini, o ki ne kuş, ne de balık…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




