31 Mayıs 2014 Cumartesi
13 Mayıs 2014 Salı
bir anneler günü geçti..
Annesini kaybedenlerin, evladını yitirenlerin, evlat sahibi olamayanların üzerinden..
Hissetmekle ilgili herşey için ruha çeviririm yüzümü, kaybedilenler ya da asla olamayanlar belki oradadır..sabır sabır sabır..şırınga edip beklemek lazım, ne de olsa bu film bitecek, belki o zaman sıcak bir güneş gözlerimizi açtırmaz, kocaman gülümseme bizi ele geçirir..
sımsıkı sarılıyorum şu an ne hissetiklerini tahmin dahi edemediğim tüm güzel insanlara..
24 Mart 2014 Pazartesi
Bazı an
Bazen bir kuşa takıyorum gözlerimi gökyüzünde.
öyle hızlı ve o kadar yavaş ki...ki'ler düğüm oluyor, aç açabilirsen.
Serde şairlik te yok, kaç kaçabilirsen..
22 Mart 2014 Cumartesi
19 Ocak 2014 Pazar
5 Ocak 2014 Pazar
London London, nerede kaldın?
dün döndük, Londra'dan..Kurban bayramı, erken alınmış biletler ve çuf çuf.
6 gündüz, 5 gece, serin bir Ekim haftası ve ilk kez bir yeri görmenin verdiği heyecan..sıcak içilen kahveler, metro, şehir, otobüs haritaları, dümdüz, kocaman bir şehir, Londra..
düşünüyorum şimdi belki de kaç çocuk hayatında sincap görmedi, sincap en sevimlilerinden bence hayvanların, İngiliz bebeleri pek şanslı, parklarda sincaplar cirit atıyor, elinizden besleniyor. Gavur diyoruz ya, zaman zaman sıkıntı verse de yabancılar, hep disiplinliler..Avrupa'da nereye gitsek, şehirler hem korunmuş hem de bir çizerin elinden çıkmış kadar düzgün..sonra diyorum ama bizim kahvaltı hiçbir yerde yok yani hem öyle hem böyle..
aklımda Soho kaldı, Chinatown kaldı, yemyeşil parklar kaldı
...iş çıkışı kalabalıkların birlikte pub'larda stres atması kaldı. Takım elbiseleri üzerinde işten çıkmış gülümseyen insanlar, barlardan sokağa taşmışlar.
yazıyı yazalı neredeyse iki ay olmuş, yayınlamak bugüneymiş. Bizim gibi Londra'ya gidip Big Ben'i, London Eye'ı görmeden gelen turist var mıdır bilmem:) gezmekten anladığımız hep ara sokaklar.. iyi yemek, iyi dükkanlar hep dar sokaklarda değil mi?
aklımda kaldın, gri boğazlı sıcak tutan bir kazaksın Londra..görüşeceğiz tekrar..
2 Eylül 2013 Pazartesi
bir eylülü iki eylüle bağlayan gece
Oğlumla denize baktık, boğaz rüzgarı ipek saçlarını uçuşturdu, aldırmadım..Sonra her türlü insandan olma menemen kıvamındaki Beşiktaş çarşıda turladık. İlla kokoreç yedik. Ve ılık İstanbulumun sonbaharın ilk gününe yaraşır akşamüstüsünde eve yönlendik.
Sonbahar sanma ki senden bir beklentim yok, beni utandırma, hemen havaları soğutma, araları açma..
Dünya gerizekalıca hala savaş konuşurken bugünlerde, çok sıkılıyorum, içim sıkılamadan aklımdan atıyorum kendini akıllı sanan aptalların oyunlarını, sözlerini. rahat bırakın, fazla konuşmayın, 2013'ün sonbaharında rahat verin.
Bütün cahilliğimle size iki yeni tanıştığım fotoğrafçıyı takdim ediyorum;
ilki çocuk gelinleri fotoğraflayan Stephanie Sinclair, diğeri rahatsız edici fotoğraflar diye bahsedilen şeyler çekmiş olan ama benim pek sevdiğim Diane Arbus namı diğer "freak photographer", iki şahane kadın..tadımlık fotoğrafları da yukarıda..görüşürüz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


