Kulaklarımda gitar sesleri, hayalimde ellerin. Bunu hakedecek ne yaptım bilmiyorum, çok ta dostum yok halbuki belki de hiç. İyilik yaptığım çok kişi olmamalı. Bir sebep geliyor aklıma, üzerimden elini çekmeyen siyah kadife saçlı genç bir kız tarifleyebildiğim. Yoksa bütün bunlar senin eserin mi?
Bu şehirde gökyüzü bulmak zor çoğu zaman. Can sıkmaya değer şey bulmak ta...İpe sapa gelen şeyler değil konuşulanlar, kafa takılanlar..
Herşeyin başı derin bir nefes, al alabildiğin kadar. Hayat kısa, anlar canını sıktığında bir daha içten gülememek te var. Zaman su, yaş 3.2...
29 Mart 2012 Perşembe
28 Mart 2012 Çarşamba
17 Mart 2012 Cumartesi
17 Mart
Bugünü, bu sabahı bekledim.
17 Mart hayatımın büyük çoğunluğunda bir tabu gibi geçti, annemin doğumgünüydü ama kimse ağzını açıp tek kelime etmezdi. Ananem annemin doğumunda vefat etmiş, bizim için bugün hem merhaba hem de hayatlarımız boyu özlem duyduğumuz bir vedaydı.
Yıllarca veda ağır geldi, evdeki herkes tarihten habersiz gibi davrandı, sonra neden bilmiyorum bir yerde düğüm bozuldu ve anneme ‘iyi ki doğdun’ demeye korkmaz olduk. Ve farkettik ki o da mutlu oluyor, gülümseyebiliyor bugün.
56. yaşına girerken bugün, onu hayatımın bu döneminden sonra daha iyi anlayacağımı umuyorum. Çünkü ben de anne oluyorum..Henüz bu his karın şişikliğinden ve heyecandan ibaret, ama hayatın yepyeni bir penceresi açılıyor benim için.
Aylardır bu haber bende ama bugünü bekledim. Bu 17 Mart anneme bir adım daha yakınım ve hayatımın hiçbir döneminde özlemediğim kadar özlüyorum onu. Hamileliğin klasik olayları bende baş göstermedi, tek aşermem güzel annem...
28 Ocak 2012 Cumartesi
günümün içemediğim kahvesi
İnsanın blogunun olmasının bende uyandırdığı his şudur; hep açabileceğiniz bir pencereniz var temiz hava için..blogda da ne kadar özgür olduğunuz/olabildiğiniz önemli tabi. burası benim felsefesi güdülmeli, benim evim, benim odam istediğim lafı ederim, istediğim salaklığı yaparım, ukalalıkta sınır tanımayabilirim. zaten işin güzelliği de burada..
bana "günün kahvesi"nin hissettirdiği şey, havasız odalarda temiz havalara açılan geniş bir pencere hissidir..
3 yaşına çok az kalmışken, seviyorum seni bebeğim benim..
bana "günün kahvesi"nin hissettirdiği şey, havasız odalarda temiz havalara açılan geniş bir pencere hissidir..
3 yaşına çok az kalmışken, seviyorum seni bebeğim benim..
24 Ocak 2012 Salı
özet

Uzun zaman oldu. En son Berlin dönüşü birşeyler karalamışım. 2, 5 ay olmuş.Kış uykusu bir nevi..vaktimin yarısını uykuda geçiriyorum yalan değil. 9’da bayılıyorum, sabahları da cin gibi açılıyor gözlerim.
İstanbul koşturmacası devam, karanlıkta çıkıp karanlıkta dönüyorum. Bu zinciri kırabilenlerin hikayelerini gözlerim parlayarak okuyorum. Bir örneği de aşağıda namı diğer İpek hamının çifliği http://www.ipekhanim.com/ipek_hanim_ciftligi/ciftlige_giris.html , Pınar Kaftancıoğlu.
Pınar Kaftancıoğlu İstanbul’daki koşturmacadan bir çırpıda kaçıp Ege’ye yerleşiyor ve çiftiğinin başına geçiyor. Kendi domatesimi kendim üreteceğim hayali İstanbul’un plazalarında sık sık çınlasa da yapabilen insan bulmak epey güç. Pınar hanım’ın Ayşe Arman ile yaptığı röportajdan birkaç cümle yazıyorum buraya, bütün olayı özetliyor bence.
“Sabah kahvaltılarını bir plazanın cafesinde değil, sürekli bana gülümsedikleri halde, en ufak açığımı yakaladıklarında, yerime geçmek için kullanacak insanlarla değil, hakikaten içten, sıcacık gülen Ganimet Teyze’yle falan yapıyorum.”
Sitesini inceleyip dilerseniz çiftliğinden tazecik pek bir övgü ile bahsedilen her türlü sebzeyi, meyveyi, yumurtayı, ekmeği ve daha neleri neleri 24 saat içerisinde kapınızda bulabiliyorsunuz.
Görüşmeyeli İstanbul’a kar yağdı, pek eğlenceli değildi, 5 saatte 3 vasıyatla işten eve dönebildim. Çocukluğumda beni sevinçten zıplatan kar artık yolda zor yürütüyor.
Sonra yılbaşı oldu, 2012 geldi, uğurlu rakamım olan 2 ile bitmesinden heyecanla beklendi, beklendiğine değecek, gelişiyle hissettirdi.
Bir zamanlar anadolu’danı n oscar adaylığına kalamamasına üzüldük, Brad Pitt’in the tree of life’ı ile sarsıldık.
Soğuk havalarda yapılabilecek en güzel şey olan evde pineklemenin dibine vurduk.
Üşenmeyip Nazım Hikmet Jackson’la Ankara yollarına düştük, güzel Zeynep’in tatlı oğlunu kokladık.
Şişmanla bakışıp gülüştük, sebepsizce..belki de büyük bir sebepten, heyecandan, sevinçten..
günler günlerin peşinden koşup bir türlü yakalayamıyorken bugün tanıştığım Terry O’neill'in iki nadide fotoğrafıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum..
günler günlerin peşinden koşup bir türlü yakalayamıyorken bugün tanıştığım Terry O’neill'in iki nadide fotoğrafıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum..
11 Kasım 2011 Cuma
Adidas - Star Wars
Reçetesi içinde sanat eseri...
"When you need to be strong enough to pull the ears off a Gundark, or cunning enough to outwit the Imperial Army, the adidas Forum Mid Military steps you into a Han Solo-inspired style that has a sturdy pivot point outsole and ankle strap."
10 Kasım 2011 Perşembe
Dişi kuşlar..
Evet, Berlin'den döndük..geniş geniş yazarım ama önce biraz konudan uzaklaşalım..
Uzun zamandır gördüğüm en güzel fotoğrafı paylaşıveriyim ayağımın tozuyla..Alain Delon ve onu rahat bırakmayan bence dişi kuşlar..
Bu blog'un hastasıyım..fotoğraf da burdan..http://theswingingsixties.tumblr.com/
Uzun zamandır gördüğüm en güzel fotoğrafı paylaşıveriyim ayağımın tozuyla..Alain Delon ve onu rahat bırakmayan bence dişi kuşlar..
Bu blog'un hastasıyım..fotoğraf da burdan..http://theswingingsixties.tumblr.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





