27 Mayıs 2012 Pazar

bir oğlum olacağına inanamıyorum..


sanırım tüm annelerin bebeklerini görmeden önce hissettikleri birşey bu..insanın inanası gelmiyor, çünkü doğa senin sersemliğini beklemiyor, hızlıca büyütüyor onu senin karnında..5. 6. aydan sonra minik kişi de kendini hissettirmeye başlıyor..sert tekmeleri canının istediği vakit savuruveriyor. "hey kendine gel" diyor, gelmeme az kaldı, inansan iyi olur..ama ben yine de zaman zaman inanamıyorum, hala çok acayip. benim için acayip olan şey şişman için daha da acayip, başrolünde olduğu bir filmin konusunu bilemiyor..kıyamam..

bebek beklemeyi düğün organizasyonuna çevirmemek lazım, ne demek bu, şöyle ki; odasını yapalım, envayi çeşit minik sevimli kıyafet alalım, aman bu da lazım aman şu da lazım..tabi ki güzel ailenin yeni ferdi için birşeyler almak ama durum tüm bunlardan daha ciddi...bir birey geliyor, önce size bağımlı sonra bağımsız olmak isteyecek. hayat eski hayat olamayacak, hadi şuraya gidelim hadi buraya gidelimler kolayca çıkamayacak ağızlardan..televizyon karşısında rahat rahat pineklenemeyecek, hergün taze şeyler pişirilecek, pizza söyleriz olur biter olamayacak...hep onun da düşünülmesi gerekecek, zaman zaman herşeyden önce..

yıllardır eleştirileri ölçmeden tartmadan savurduğunuz anne babanızın yerinde siz olacaksınız..hadi bakalım seni görelim denecek..hep en iyisi olmak istenecek ama baştan belli olan sonla asla en iyi olunamayacak..zaman geçiyor ve siz hep bir adım geriden takipte olacaksınız..
dünyaya yeni biri gelecek, anne diye bana diyecek..gözümün içine bakacak, sırtını dönecek.

bekliyoruz, başımıza ilk kez gelecek, hazırlıklı falan da değiliz, Allah kerim..
meraklıyız bir de, sesini, yüzünü, huyunu merak ediyoruz..hayatlarımızda bir ilk olacağı kesin, adı karşılıksız sevgi..karşılıksız..

1 Mayıs 2012 Salı

Pırpırlı Şiir


en sevdiğim şair bilmeden beni yazmış, bu bahar halimi..

Uyandım baktım ki bir sabah,
Güneş vurmuş içime;
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm,
Pır pır eder durur, bahar rüzgarında.
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Cümle azam isyanda;
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Kuşlara,
Yapraklara

ORHAN VELİ

29 Mart 2012 Perşembe

3.2...

Kulaklarımda gitar sesleri, hayalimde ellerin. Bunu hakedecek ne yaptım bilmiyorum, çok ta dostum yok halbuki belki de hiç. İyilik yaptığım çok kişi olmamalı. Bir sebep geliyor aklıma, üzerimden elini çekmeyen siyah kadife saçlı genç bir kız tarifleyebildiğim. Yoksa bütün bunlar senin eserin mi?
Bu şehirde gökyüzü bulmak zor çoğu zaman. Can sıkmaya değer şey bulmak ta...İpe sapa gelen şeyler değil konuşulanlar, kafa takılanlar..

Herşeyin başı derin bir nefes, al alabildiğin kadar. Hayat kısa, anlar canını sıktığında bir daha içten gülememek te var. Zaman su, yaş 3.2...

17 Mart 2012 Cumartesi

17 Mart


Bugünü, bu sabahı bekledim.


17 Mart hayatımın büyük çoğunluğunda bir tabu gibi geçti, annemin doğumgünüydü ama kimse ağzını açıp tek kelime etmezdi. Ananem annemin doğumunda vefat etmiş, bizim için bugün hem merhaba hem de hayatlarımız boyu özlem duyduğumuz bir vedaydı.

Yıllarca veda ağır geldi, evdeki herkes tarihten habersiz gibi davrandı, sonra neden bilmiyorum bir yerde düğüm bozuldu ve anneme ‘iyi ki doğdun’ demeye korkmaz olduk. Ve farkettik ki o da mutlu oluyor, gülümseyebiliyor bugün.

56. yaşına girerken bugün, onu hayatımın bu döneminden sonra daha iyi anlayacağımı umuyorum. Çünkü ben de anne oluyorum..Henüz bu his karın şişikliğinden ve heyecandan ibaret, ama hayatın yepyeni bir penceresi açılıyor benim için.

Aylardır bu haber bende ama bugünü bekledim. Bu 17 Mart anneme bir adım daha yakınım ve hayatımın hiçbir döneminde özlemediğim kadar özlüyorum onu. Hamileliğin klasik olayları bende baş göstermedi, tek aşermem güzel annem...

28 Ocak 2012 Cumartesi

günümün içemediğim kahvesi

İnsanın blogunun olmasının bende uyandırdığı his şudur; hep açabileceğiniz bir pencereniz var temiz hava için..blogda da ne kadar özgür olduğunuz/olabildiğiniz önemli tabi. burası benim felsefesi güdülmeli, benim evim, benim odam istediğim lafı ederim, istediğim salaklığı yaparım, ukalalıkta sınır tanımayabilirim. zaten işin güzelliği de burada..

bana "günün kahvesi"nin hissettirdiği şey, havasız odalarda temiz havalara açılan geniş bir pencere hissidir..
3 yaşına çok az kalmışken, seviyorum seni bebeğim benim..

24 Ocak 2012 Salı

özet



Uzun zaman oldu. En son Berlin dönüşü birşeyler karalamışım. 2, 5 ay olmuş.Kış uykusu bir nevi..vaktimin yarısını uykuda geçiriyorum yalan değil. 9’da bayılıyorum, sabahları da cin gibi açılıyor gözlerim.

İstanbul koşturmacası devam, karanlıkta çıkıp karanlıkta dönüyorum. Bu zinciri kırabilenlerin hikayelerini gözlerim parlayarak okuyorum. Bir örneği de aşağıda namı diğer İpek hamının çifliği http://www.ipekhanim.com/ipek_hanim_ciftligi/ciftlige_giris.html , Pınar Kaftancıoğlu.
Pınar Kaftancıoğlu İstanbul’daki koşturmacadan bir çırpıda kaçıp Ege’ye yerleşiyor ve çiftiğinin başına geçiyor. Kendi domatesimi kendim üreteceğim hayali İstanbul’un plazalarında sık sık çınlasa da yapabilen insan bulmak epey güç. Pınar hanım’ın Ayşe Arman ile yaptığı röportajdan birkaç cümle yazıyorum buraya, bütün olayı özetliyor bence.
“Sabah kahvaltılarını bir plazanın cafesinde değil, sürekli bana gülümsedikleri halde, en ufak açığımı yakaladıklarında, yerime geçmek için kullanacak insanlarla değil, hakikaten içten, sıcacık gülen Ganimet Teyze’yle falan yapıyorum.”
Sitesini inceleyip dilerseniz çiftliğinden tazecik pek bir övgü ile bahsedilen her türlü sebzeyi, meyveyi, yumurtayı, ekmeği ve daha neleri neleri 24 saat içerisinde kapınızda bulabiliyorsunuz.
Görüşmeyeli İstanbul’a kar yağdı, pek eğlenceli değildi, 5 saatte 3 vasıyatla işten eve dönebildim. Çocukluğumda beni sevinçten zıplatan kar artık yolda zor yürütüyor.
Sonra yılbaşı oldu, 2012 geldi, uğurlu rakamım olan 2 ile bitmesinden heyecanla beklendi, beklendiğine değecek, gelişiyle hissettirdi.
Bir zamanlar anadolu’danı n oscar adaylığına kalamamasına üzüldük, Brad Pitt’in the tree of life’ı ile sarsıldık.
Soğuk havalarda yapılabilecek en güzel şey olan evde pineklemenin dibine vurduk.
Üşenmeyip Nazım Hikmet Jackson’la Ankara yollarına düştük, güzel Zeynep’in tatlı oğlunu kokladık.
Şişmanla bakışıp gülüştük, sebepsizce..belki de büyük bir sebepten, heyecandan, sevinçten..
günler günlerin peşinden koşup bir türlü yakalayamıyorken bugün tanıştığım Terry O’neill'in iki nadide fotoğrafıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum..