17 Mart 2012 Cumartesi
17 Mart
Bugünü, bu sabahı bekledim.
17 Mart hayatımın büyük çoğunluğunda bir tabu gibi geçti, annemin doğumgünüydü ama kimse ağzını açıp tek kelime etmezdi. Ananem annemin doğumunda vefat etmiş, bizim için bugün hem merhaba hem de hayatlarımız boyu özlem duyduğumuz bir vedaydı.
Yıllarca veda ağır geldi, evdeki herkes tarihten habersiz gibi davrandı, sonra neden bilmiyorum bir yerde düğüm bozuldu ve anneme ‘iyi ki doğdun’ demeye korkmaz olduk. Ve farkettik ki o da mutlu oluyor, gülümseyebiliyor bugün.
56. yaşına girerken bugün, onu hayatımın bu döneminden sonra daha iyi anlayacağımı umuyorum. Çünkü ben de anne oluyorum..Henüz bu his karın şişikliğinden ve heyecandan ibaret, ama hayatın yepyeni bir penceresi açılıyor benim için.
Aylardır bu haber bende ama bugünü bekledim. Bu 17 Mart anneme bir adım daha yakınım ve hayatımın hiçbir döneminde özlemediğim kadar özlüyorum onu. Hamileliğin klasik olayları bende baş göstermedi, tek aşermem güzel annem...
28 Ocak 2012 Cumartesi
günümün içemediğim kahvesi
İnsanın blogunun olmasının bende uyandırdığı his şudur; hep açabileceğiniz bir pencereniz var temiz hava için..blogda da ne kadar özgür olduğunuz/olabildiğiniz önemli tabi. burası benim felsefesi güdülmeli, benim evim, benim odam istediğim lafı ederim, istediğim salaklığı yaparım, ukalalıkta sınır tanımayabilirim. zaten işin güzelliği de burada..
bana "günün kahvesi"nin hissettirdiği şey, havasız odalarda temiz havalara açılan geniş bir pencere hissidir..
3 yaşına çok az kalmışken, seviyorum seni bebeğim benim..
bana "günün kahvesi"nin hissettirdiği şey, havasız odalarda temiz havalara açılan geniş bir pencere hissidir..
3 yaşına çok az kalmışken, seviyorum seni bebeğim benim..
24 Ocak 2012 Salı
özet

Uzun zaman oldu. En son Berlin dönüşü birşeyler karalamışım. 2, 5 ay olmuş.Kış uykusu bir nevi..vaktimin yarısını uykuda geçiriyorum yalan değil. 9’da bayılıyorum, sabahları da cin gibi açılıyor gözlerim.
İstanbul koşturmacası devam, karanlıkta çıkıp karanlıkta dönüyorum. Bu zinciri kırabilenlerin hikayelerini gözlerim parlayarak okuyorum. Bir örneği de aşağıda namı diğer İpek hamının çifliği http://www.ipekhanim.com/ipek_hanim_ciftligi/ciftlige_giris.html , Pınar Kaftancıoğlu.
Pınar Kaftancıoğlu İstanbul’daki koşturmacadan bir çırpıda kaçıp Ege’ye yerleşiyor ve çiftiğinin başına geçiyor. Kendi domatesimi kendim üreteceğim hayali İstanbul’un plazalarında sık sık çınlasa da yapabilen insan bulmak epey güç. Pınar hanım’ın Ayşe Arman ile yaptığı röportajdan birkaç cümle yazıyorum buraya, bütün olayı özetliyor bence.
“Sabah kahvaltılarını bir plazanın cafesinde değil, sürekli bana gülümsedikleri halde, en ufak açığımı yakaladıklarında, yerime geçmek için kullanacak insanlarla değil, hakikaten içten, sıcacık gülen Ganimet Teyze’yle falan yapıyorum.”
Sitesini inceleyip dilerseniz çiftliğinden tazecik pek bir övgü ile bahsedilen her türlü sebzeyi, meyveyi, yumurtayı, ekmeği ve daha neleri neleri 24 saat içerisinde kapınızda bulabiliyorsunuz.
Görüşmeyeli İstanbul’a kar yağdı, pek eğlenceli değildi, 5 saatte 3 vasıyatla işten eve dönebildim. Çocukluğumda beni sevinçten zıplatan kar artık yolda zor yürütüyor.
Sonra yılbaşı oldu, 2012 geldi, uğurlu rakamım olan 2 ile bitmesinden heyecanla beklendi, beklendiğine değecek, gelişiyle hissettirdi.
Bir zamanlar anadolu’danı n oscar adaylığına kalamamasına üzüldük, Brad Pitt’in the tree of life’ı ile sarsıldık.
Soğuk havalarda yapılabilecek en güzel şey olan evde pineklemenin dibine vurduk.
Üşenmeyip Nazım Hikmet Jackson’la Ankara yollarına düştük, güzel Zeynep’in tatlı oğlunu kokladık.
Şişmanla bakışıp gülüştük, sebepsizce..belki de büyük bir sebepten, heyecandan, sevinçten..
günler günlerin peşinden koşup bir türlü yakalayamıyorken bugün tanıştığım Terry O’neill'in iki nadide fotoğrafıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum..
günler günlerin peşinden koşup bir türlü yakalayamıyorken bugün tanıştığım Terry O’neill'in iki nadide fotoğrafıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum..
11 Kasım 2011 Cuma
Adidas - Star Wars
Reçetesi içinde sanat eseri...
"When you need to be strong enough to pull the ears off a Gundark, or cunning enough to outwit the Imperial Army, the adidas Forum Mid Military steps you into a Han Solo-inspired style that has a sturdy pivot point outsole and ankle strap."
10 Kasım 2011 Perşembe
Dişi kuşlar..
Evet, Berlin'den döndük..geniş geniş yazarım ama önce biraz konudan uzaklaşalım..
Uzun zamandır gördüğüm en güzel fotoğrafı paylaşıveriyim ayağımın tozuyla..Alain Delon ve onu rahat bırakmayan bence dişi kuşlar..
Bu blog'un hastasıyım..fotoğraf da burdan..http://theswingingsixties.tumblr.com/
Uzun zamandır gördüğüm en güzel fotoğrafı paylaşıveriyim ayağımın tozuyla..Alain Delon ve onu rahat bırakmayan bence dişi kuşlar..
Bu blog'un hastasıyım..fotoğraf da burdan..http://theswingingsixties.tumblr.com/
6 Kasım 2011 Pazar
Berlin - 1. gün
Bu sefer yerinden yazıyorum. Tatil sabah 7'de hortlayınca otel odasında pek de yapacak bir şey kalmıyor.
Dün ilk gündü Berlin'de..Burada ring sistemi şeklinde bir metro ağı kurulmuş, ilk anda hemen çözemeseniz de daha sonra nereden nereye gideceğinizi çok kolay anlayabiliyorsunuz. Şehrin çevresinde büyük bir tur atıyor aslında..U Bahn, S Bahn, takılıp gidiyorsunuz. Sonra taksiler var beyaz mercedesler, bize taksicinin kısa dediği mesafeye 11 euro verdik, çok da uygun gelmedi..ama yürümekten ayaklar alarm vermeye başlarsa ve metro durağını bir türlü etrafta göremiyorsanız, tercih edilebilir. Ayrıca hayatımda ilk kez bayan bir taksicinin arabasına bindim, kendisi Türk'tü, zaten buradaki taksicilerin %80'i Türk'müş. İnsan kendini gayet rahat hissediyor bayan bir taksicinin arabasında.
Neyse efendim biz yine alışkanlığımızı bozmadık ve ilk gün plansız programsız otelden çıktık ve nereye gittiğimizi bilmeden yaklaşık 2 saat kadar yürüdük. Berlin'in ortasında orman (aslında kocaman bir bahçe) var..evet, şehrin tam içinde..öyle hissettim ki cennet böyle bir yer olmalı..Tiergarten..Ortalığı yapraklar basmış, hiçbir yerden de toplamamışlar, her renk her çeşit..Yaprakları havalara attım, ağaçlarda sallandım ve birkez daha doğal olana hayran kaldım..
Methini duyduğumuz Türk mahallesi Kreuzberg'e gittik. Bu arada burda yaşayan Türkler büyük iş çıkarmışlar..Daha gelmeden herkesten Kreuzberg'i duyduk..Şehrin genç tayfası burada takılıyor, tasarım elbise satan dükkanları, sokaklarda cafeleri ile bir nevi Galata, Asmalımescit havası var, ama bir taraftan da Türk mahallesi falan, karışmış ortam..Tasarım dükkanlarında fiyatlar yüksek ama enfes şeyler var..Bir cafede kahve yudumlayıp, sessiz sessiz oturmalı biraz...
Bahsettiğim yerler aslında Oranienstrasse..Kreuzberg kocaman yer yoksa..
-miş'li geçmiş zaman binası var mesela..ne mi o, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz binanın üzerine miş'li geçmiş zamanın tüm hallerini çekip yazmışlar..süper fikir bence..binalardan ne geçmiş zamanlar gelip geçiyordur kimbilir..aslında bu tüm binalar için yapılabilir bence, mesaj içerikli apatmanlar:)
Sonra Kreuzberg'in döneri meşhurmuş ama fırsat olmadı yiyemedik henüz.
Uçaktan indiğiniz andan itibaren farkettiğiniz grafiti bolluğuna Kreuzberg'de de güzel örnekleriyle rastlıyorsunuz. Aşağıdaki de bir binanın tüm gövdesini kaplayan cinsten.
Gelmeden duyduğumuz şeylerden biri de kilo kıyafet satılan bir marketin olduğuydu...insan istemeye görsün, koca şehirde marketi bulduk. ama hayalkırıklığı oldu benim için, ikinci el marketiydi ve üstüne bir de kilo ile satılınca pek alacak şey bulamadım..ama Berlin'li alternatif gençler gayet güzel yapıyorlardı alışverişlerini..merak edenler için adı Kleidermarkt..Kleidermarkt uğruna gittiğimiz Bergmanstrasse'de Alman birasının tadına bakıp, güzel bir İtalyan restoranında makarnaları mideye indirdik..Akşama büyük planımız vardı...BERGHAIN.. ve girdiğimiz barda barmen çocuğa nasıl gideriz falan diyince, bu gece gitmek istiyorsanız kapıda 3-4 saat beklersiniz ama sabaha karşı 4-5 gibi giderseniz rahat rahat girersiniz cevabını aldık...??? saat 4-5 gibi club'a gidilebilen ve geceye hatta sabah başlanabilen bir şehir Berlin..gözümüz yemedi açıkçası ve merakımızı bu geceye sakladık. Göreceğiz bakalım Avrupa'nın en büyük club'ı nasıl bir yermiş..heyecanlar dorukta..
Ve ne zamandır istediğim sokaklardaki küçük foto otomatlarında şişmanla birbirinden güzel:) pozlarımızı da verip otelin yolunu tuttuk...
Ve bu sabah da ikinci sabah, bugün için biraz çalışacağım nerde ne var diye... sınav sonucunu size de yazarım..
Unuttum, bu arada bugün Kurban Bayramı...3. fotoda günün şerefine..
Dün ilk gündü Berlin'de..Burada ring sistemi şeklinde bir metro ağı kurulmuş, ilk anda hemen çözemeseniz de daha sonra nereden nereye gideceğinizi çok kolay anlayabiliyorsunuz. Şehrin çevresinde büyük bir tur atıyor aslında..U Bahn, S Bahn, takılıp gidiyorsunuz. Sonra taksiler var beyaz mercedesler, bize taksicinin kısa dediği mesafeye 11 euro verdik, çok da uygun gelmedi..ama yürümekten ayaklar alarm vermeye başlarsa ve metro durağını bir türlü etrafta göremiyorsanız, tercih edilebilir. Ayrıca hayatımda ilk kez bayan bir taksicinin arabasına bindim, kendisi Türk'tü, zaten buradaki taksicilerin %80'i Türk'müş. İnsan kendini gayet rahat hissediyor bayan bir taksicinin arabasında.
Neyse efendim biz yine alışkanlığımızı bozmadık ve ilk gün plansız programsız otelden çıktık ve nereye gittiğimizi bilmeden yaklaşık 2 saat kadar yürüdük. Berlin'in ortasında orman (aslında kocaman bir bahçe) var..evet, şehrin tam içinde..öyle hissettim ki cennet böyle bir yer olmalı..Tiergarten..Ortalığı yapraklar basmış, hiçbir yerden de toplamamışlar, her renk her çeşit..Yaprakları havalara attım, ağaçlarda sallandım ve birkez daha doğal olana hayran kaldım..
Methini duyduğumuz Türk mahallesi Kreuzberg'e gittik. Bu arada burda yaşayan Türkler büyük iş çıkarmışlar..Daha gelmeden herkesten Kreuzberg'i duyduk..Şehrin genç tayfası burada takılıyor, tasarım elbise satan dükkanları, sokaklarda cafeleri ile bir nevi Galata, Asmalımescit havası var, ama bir taraftan da Türk mahallesi falan, karışmış ortam..Tasarım dükkanlarında fiyatlar yüksek ama enfes şeyler var..Bir cafede kahve yudumlayıp, sessiz sessiz oturmalı biraz...
Bahsettiğim yerler aslında Oranienstrasse..Kreuzberg kocaman yer yoksa..
-miş'li geçmiş zaman binası var mesela..ne mi o, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz binanın üzerine miş'li geçmiş zamanın tüm hallerini çekip yazmışlar..süper fikir bence..binalardan ne geçmiş zamanlar gelip geçiyordur kimbilir..aslında bu tüm binalar için yapılabilir bence, mesaj içerikli apatmanlar:)
Sonra Kreuzberg'in döneri meşhurmuş ama fırsat olmadı yiyemedik henüz.
Uçaktan indiğiniz andan itibaren farkettiğiniz grafiti bolluğuna Kreuzberg'de de güzel örnekleriyle rastlıyorsunuz. Aşağıdaki de bir binanın tüm gövdesini kaplayan cinsten.
Gelmeden duyduğumuz şeylerden biri de kilo kıyafet satılan bir marketin olduğuydu...insan istemeye görsün, koca şehirde marketi bulduk. ama hayalkırıklığı oldu benim için, ikinci el marketiydi ve üstüne bir de kilo ile satılınca pek alacak şey bulamadım..ama Berlin'li alternatif gençler gayet güzel yapıyorlardı alışverişlerini..merak edenler için adı Kleidermarkt..Kleidermarkt uğruna gittiğimiz Bergmanstrasse'de Alman birasının tadına bakıp, güzel bir İtalyan restoranında makarnaları mideye indirdik..Akşama büyük planımız vardı...BERGHAIN.. ve girdiğimiz barda barmen çocuğa nasıl gideriz falan diyince, bu gece gitmek istiyorsanız kapıda 3-4 saat beklersiniz ama sabaha karşı 4-5 gibi giderseniz rahat rahat girersiniz cevabını aldık...??? saat 4-5 gibi club'a gidilebilen ve geceye hatta sabah başlanabilen bir şehir Berlin..gözümüz yemedi açıkçası ve merakımızı bu geceye sakladık. Göreceğiz bakalım Avrupa'nın en büyük club'ı nasıl bir yermiş..heyecanlar dorukta..
Ve ne zamandır istediğim sokaklardaki küçük foto otomatlarında şişmanla birbirinden güzel:) pozlarımızı da verip otelin yolunu tuttuk...
Ve bu sabah da ikinci sabah, bugün için biraz çalışacağım nerde ne var diye... sınav sonucunu size de yazarım..
Unuttum, bu arada bugün Kurban Bayramı...3. fotoda günün şerefine..
| -miş'li geçmiş zaman |
| İyi Bayramlar |
| Ülkü Ocağı ve iyi club'lerden biri Molotow Cocktail |
3 Kasım 2011 Perşembe
Kartal Tavuk Hikayesi
Kartal yumurtasını tavuğun altına kuluçkaya koymuş. Minik kartalın ebeveynleri tavuklar olmuş, tavuklarla yaşamış ve tavuk mezarlığına gömülmüş.
Kendisi bile bilmemiş kartal olduğunu...tavuk ölmüş. (tavuk olarak ölmüş babında..)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





