17 Ocak 2011 Pazartesi

Aferin..

Çok becerikliyiz..

Türkiye’nin en büyük takımı sabırsızlıkla beklenen yeni stadını açıyor, Galatasaraylılar kalpleri pır pır takımlarıyla stadlarını açmaya gidiyorlar..plansız programsız, kimin nasıl bir konuşma yapacağı bilinmeden, 40.000 kişinin ne tepki vereceği öngörülmeden köy meydanına çıkar gibi, sanki orası seçim alanıymış gibi, oraya gelen insancıkların çok ta umrundaymış gibi stadı o güne kadar kimin ne kadar yaptığı yapamadığı tiyatro başlıyor..

Zor tahmin edilecek bir şey değildi ıslık ve protestolar, ki daha önce ele güne karşı bile aynı tepki verilmişti. Ama öngörü ve risk yönetimi tarzı önceden akıl yürütmeye ne kulüp ne hükümet erkanı sahip olduğundan güzelim olay can sıkıcı bir mevzu oldu çıktı..
Cehaletimizle en güzel olayları bile boğazlarımız şişe şişe tartışıyoruz ya, ne kadar övünsek kendimizle az..çok becerikliyiz..

Bir de sonrası iyice seyirlik, bir taraf tehdit eder “daha bir şey imzalamadık ona göre ha!” diye öbür taraf ne kadar özür dilesek az diye yerleri öper, atılan ıslığına da güya tespit edilecek! taraftar sessiz sedasız sahip çıkar..
Biz bu akılla ne fezaya ne AB’ye, anca Mecidiyeköy’den Aslantepe’ye kavga dövüş gidebiliriz.

Madem kendi halinde Galatasaraylı olan benim bile hevesim kursağımda kaldı, ne başbakana, ne TOKİ’ye ne de Galatasaray yönetimine teşekkürü borç bilmiyorum. Yeni stadımız Sarısına Kırmızısına taraftarına hayırlı olsun…

elisabeth moss

Golden Globe alamasan da kalbimizin sahibisin Elisabeth..

9 Ocak 2011 Pazar

Cumayı Cumartesiye bağlayan gece..

Yazıyı dün gece yazamıyorum diye kıvranırken yazdım ama uykum geldi ve ısınınca daha lezzetli olan yemekler gibi bu geceye sakladım..

Yalan değil bazen uzun uzun düşünüyorum ne yazsam diye, çünkü (bu büyük ve gerçek bir çünkü) söylemek istediğim şeyler oluyor, cidden..ama henüz kendim bile anlayamadığımdan yazamıyorum da doğal olarak..heralde diyorum bunun nedeni haftaiçi işteyken kendimden çok uzaklaşıyor olmak, ve aslında bugün gitsem umrum olmayacak şeylere kafa patlatıyor olmak. işte bu yüzden Pazar akşamki ben ile Cuma akşamki ben iki farklı tip oluveriyor. ..bundandır bu Cuma akşamında bende bir tutukluk var..Yılın ilk haftası sıkı geçti, eskiden bu kadar yorulmuyordum ve gerçeklikten bu kadar uzaklaşmıyordum..neyse durum bu.. gecenin sonunda anneannemi özledim desem..hiç görmediğin biri özlenir mi, ben özledim.

Sonra bu yazının ertesi günü yani bu gecenin gündüzü dost meclisine girdim, benim şahsına münhasır süper bir dostum vardır, kendisi pılını pırtını topladı ve koşar adımlarla 1,5 sene önce İngiltere'ye kaçtı..ve bugün bana sarıldı..evimiz fazlaca kalabalık ve kalabalıktan kaynaklı sıcacıktı..hoşuma gitti..samimiyeti seviyorum, o kadar ender karşınıza çıkıyor ki..Mesela çevre projeleri, tutukluların hakları gibi doğallık, samimiyet, içtenliğin elden gitmesi üzerine de eylemler yapılmalı..protestolarla bağırınmalı..ağızlarda sakız olarak kalmamalı ama nedense insanlar madden görüp hissedebildikleri şeyler için tepkilerini bu yollarla gösterebilirken, kaybolan ve hayatın ana damarı olan duygular için aynı şey sözkonusu olamıyor...başlık olarak gündeme gelemiyor..
Başbakan kare kafa TRT 1'den yaptığı yurda seslenişinde vatandaşları gerçekliğe ve hergün 5 dakika sadece kendi hislerini düşünmeye çağırdı..

4 Ocak 2011 Salı

bana böyle haberlerle gelin

içeriğin ne olduğuna takılmadan düşünmek lazım..Kanadalı duyarlı sanatçımız körler için "touchable porn" dokunmatik porno:) diye birşey yapmış..çok iyi değil mi? Time bunu "best inventions" başlığında veriyor ya daha bir iyi oluveriyor..

1 Ocak 2011 Cumartesi

Güzel insan Zeki Müren.

Bu ülkede "marjinal" kelimesini hakeden tek bir isim vardır. Zeki Müren.

people i love - part 4

Sam Rockwell

01012011

Çocukken 2010 ne biçim bilinirdi? Vay be..herşey teknoloji sayesinde pek bir tıkırında olacaktı, uçup kaçabilecek, zırt diye Jamaika’ya ışınlanabilecektik..öyle olmadı tabi..ki dahası kıçından anladığımız sosyal paylaşımlarımızla cahilliğimiz tavan yaptı..saygısızlığımız, bencilliğimiz katlanarak arttı..bu yıl daha bi duyarsız olup, benden ötesi tufancılık akımında zirveleri kimselere bırakmadık..

Önce bir zehrimi atıyım da sonra bahsediyim, sıcak güneşten, yeni yerlerin sihrinden, elini tuttuğum sıcak avuçiçlerinden.. eskiden beri hayal etmeyi beceremedim ve hayattan ne beklediğimi ben bile bilemedim..bana bir tatlı huzur yeter o anda, ötesini düşünecek aklım kalmaz..güzel keşiflerim var, tavsiye edebileceğim..yazı yazmak, üşengeç olmamak, yenilik sevmek, eski kıymeti bilmek, hakedene sınırsız, haketmeyene verecek zerre dakikanın olmaması..liste uzar gider..yaş aldıkça, yıllar akıp gittikçe, akıl sonradan geliyor..hiç gelmemesinden, geç gelmesi iyidir.

2010’u, koca yılı da bir nefes de birşeycikler anlamadan bitirdik.. geçmiş olsun..Şakacı ve sürpriz sever olduğunu tahmin ettiğim 2011 sinsi sinsi gülerek gelsin, kahkahalarla bye bye densin..